KÖRKÜLER KASABASI - YALVAÇ - ISPARTA
Degerli ziyaretci arkadas,siteden daha iyi yararlanmak icin giris yapmaniz gereklidir.biz bazi siteler gibi tek yanli ve belirli bir kisi veya kurumlara hitap etmiyoruz.Bu sitede istediginizi paylasabilirsiniz ama saygi ve sevgi kurallari cercevesinde.selamlarla...

Sorumluluk-------------------------------------------------------------------------
Forumda
yazılan yazıların sorumluluğu yazan kişi/kişilere aittir. Forum Yönetimi bu
konuda sorumlu
tutulamaz.
_________________

KAYGUSUZ
ABDAL bu ilmi,
Okudum, anladım, bildim.
Bütün âlemlerin hükmü,
Kâmil
insan elindedir.

İMAM-I ALİ EFENDİMİZİN MUCİZELERİ 2

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

İMAM-I ALİ EFENDİMİZİN MUCİZELERİ 2

Mesaj tarafından candost32 Bir Ptsi Ocak 05, 2009 5:32 am

Cebrail'in Hakk'ın emri ile inip koluna konduğu, Zülfikar'ı kuşanıp Düldül'e binen, münkir neslini kesen, aşk şerbeti içendir.

seher yelleriyle esen, mahşerde İslam'ın sancağını çeken, ab-ı kevser ile akan, müminlerin feryadına koşan/yeten, Hakk'ın emri ile Cebrail'in inerek koluna konduğu, Zülfikar'ı kuşanıp Düldül’e binen, Yezid'in neslini kıran, "çiçekli halı"yı dokuyan, bin yıl ölüyü dirilten, Kırklar meclisinde Muhammed'in doldurduğu "dolu"yu içen, Muhammed'in okuduğu dört kitabı yazandır.

şu meydanda yedi kere konup göçen, Hak ile batını seçen, şu meydanı getiren hak dostu, sofra kurup açları doyuran, Peygamber'in köşkünde oturan, müminlere "hu" yetiren, seksen yıllık ölüyü uyaran, "bin çiçekli halı"yı dokuyan, Kırklar meydanında doluyu nûş edip içen, kendi kendini mancınıktan atıp yine pervaz edip uçan, cümle günahlardan geçendir.

kuş olup güvercin donunu giyen, mucizatın cümle aleme bildiren, kara taşı konukluğa konduran rahmetiyle alemi kandıran, on iki kurbanı bir kazana dolduran, kuru ağacın şehadetin getiren, gece gündüz aşk postuna oturan, Aluç ağacında elma bitiren, tekkesine geyik postu döşeten, ağzının ateşi meşeden çıkan, Al-i Osmanoğlu'na kılıç kuşatan, Horasan'dan kalkıp Urum'a konan, cümle erenlerin nurundan kanan, darı çeç üstünde namazın kılan (Hacı Bektaş'a işaret), Pir Sultan'ın cisminde can, gönül evinde kurulu han, Rum'un içinde bir sultan'dır.

Kaynak;

İrfan Göktaş
Hacı Bektaş araştırma Merkezi
Pir Sultan Değişleri
Virani Değişleri
Firavn, Allah’ın laneti üzerine olsun, Harun’un Musa’ya katılıp onun huzuruna geldiklerinde Firavn’un kalbine bir korku girdi. Çünkü ikisinin önünde ata binmiş, elbiseleri ve kılıcı altından olan bir şahısı görmüştü. Firavn da altını çok seven birisiydi. O süvari Firavn’a dedi ki: Bu iki adama (Musa ve Harun’a) icabet et! Yoksa seni öldürürüm. Bundan korkan ve çekinen Firavn, Musa ve Harun’un dışarı emanet içinde çıkmalarına müsaade etti. Onlar çıktığında kapıcısını yanına çağırtıp cezalandırdı. Kapıcıları ise Firavn’un izzeti üzerine Musa ve Harun’dan başka hiç kimsenin kapıdan içeri girmediğine yemin ettiler. Bu süvari ımam Ali aleyhisselamın misali idi. Onunla şanı yüce olan Allah önceki peygamberlere sırren ve peygamber efendimiz Muhammed (saa)’e ise açık olarak güç vermişti. Nitekim kendisi Allah’ın en büyük ayetlerindendir ki, onunla nice velisine kıldı. O suret ile hep yardımcı olmuştu. Evliyalar da o büyük kelime ile dua ederlerdi ki, duaları kabul olunur ve darlığa düştüklerinde onunla kurtulurlardı. Buna şanı yüce olan Allah şöyle işaret etmiştir: “Ayetlerimizle ikinize de öyle bir güç vereceğiz ki onlar, size erişmeyecektir” Abdullah bin Abbas dedi ki: “Bu büyük ayet o süvari olmuştu”


Bir gün Resulullah (saa)’ın huzurunda bir cinni vardı. Müşkül konular hakkında sorular soruyordu. Müminlerin Emiri Hz. Ali (as)’nin peygamber efendimize doğru geldiğini gören cinni o kadar ürktü ve korktu ki, bir kuş şekline dönüşüp titremeye başladı ve dedi ki: “Ey Resulullah! Beni koru! Resulullah (saa) buyurdu ki: “Seni kimden koruyayım?” Cinni dedi ki: “Sana doğru gelen şu genç adamdan!” Resulullah buyurdu ki: “Hangi sebepten dolayı bu genç adamdan korkuyorsun” Cinni dedi ki: “Tufan olduğunda Nuh’un gemisini batırmak için elimi uzattığımda bu genç elimi vurup kesmişti.”
Cinni kesilen elinin yerini çıkarıp gösterdi. Bunun üzerine Resulullah buyurdu ki: “Evet, doğru söylüyorsun, o genç budur”


Bir gün Resulullah (saa) bir başka cinni ile oturup sohbet ederken, Müminlerin Emiri ımam Ali’nin geldiğini fark eden cinni korkmuş ve demiş ki: “Ey Resulullah! Bu gelen gençten beni koru!” Resulullah (saa) buyurdu ki: “Bu genç sana ne yaptı ki?” Cinni dedi ki: “Süleyman’a karşi çıktığımda o bana karşi cinler göndermişti. Ben o cinlere karşi mücadele ederken bu genç süvari olarak üzerime geldi ve beni esir alarak yaralamıştı. ışte vurduğu yer şurasıdır ve halen iyileşmedi”

(2)
Hz. Ali’nin eşinin adı birçoklarınızın bildiği gibi Hz. Peygamber (saa)’in kızı Fatımatüz Zehra’dır. Annesinin adı da Fatıma bint Esed’dir.
Fatıma bint Esed, çocukluğunda birkaç Arap kızı ile çöle gittiler. Oynuyorlardı. Uzaktan bir aslan onlara doğru geliyordu. Fatıma’dan büyük kızların hepsi kaçtılar, yalnız Fatıma bint Esed, küçük olduğu için kaçamadı, ne yapacağını şaşirdı, hayran kaldı. Bu sırada çölden bir süvari peyda oldu, kılıcını çektiği gibi Arslanı iki parçaya böldü. Fatıma bunu görünce kendini süvarinin ayağına attı, boynunda olan gerdanlığı açarak ona hediye verdi.
Fatıma’nın baba ve annesi kızlardan hadiseyi duyunca ağlayarak çöle düştüler. Fatıma’yı selamette buldular. Onlar da bu sefer süvariyi aramaya başladılar, onu bulup Mekke’ye götüreceklerdi. Fakat onu bulamadılar, bulamayınca Mekke’ye döndüler.
Günlerden bir gün Allah’ın galip arslanı, çocukluk zamanında annesi ile şakalaşiyordu. Annesi ona dedi ki: “Ey oğul, sen henüz çocuksun, çocuklar anneleri ile şaka yapmazlar”
ımam Ali: “Anneciğim, arslanla süvarinin kıssasını ne çabuk unuttun. Seni arslanın elinden kurtaran o süvariyi hatırlayabilir misin?” diye sordu.
Hz. Fatıma sordu: “Benim ile o süvarinin arasında geçen olaya dair bir delilin var mı?”
ımam Ali elini koynuna götürdü, annesinin gerdanlığını çıkardı ve dedi ki: “Ey anneciğim, bak gör bakalım, bu gerdanlık aynı gerdanlık mı, değil mi?”
Hz. Fatıma: “Evet, aynı gerdanlık” dedi.
ımam Ali: “Arslanı öldüren ve seni ondan kurtaran ben idim” dedi.
(Op. Dr. Mehmet Ali Derman “Dört Büyük Halife” S.282 Osmanlı Matbaası ıstanbul 1977)


(3)
HZ. Ali'nin KESİLEREK ÖLDÜRÜLMÜş BıR DELİKANLIYI 41 GÜN SONRA DİRİLTMESİ.
Ebu Cafer Meysem es-Semmar şöyle anlatıyor :
Bir gün Emir’ün Nahıl (Arıların Emiri) Ali’ nin huzurunda idim. Ben ve bir cümle halk kitlesi onun vaazını dinliyorduk. Bir de baktım ki, bir Arap kafilesi geldi. Kapıdan bir adam içeri girdi. Tam zırh kuşanmıştı. ıki tane de kılıcı vardı. Selam vermedi ve sesini çıkarmadı. Herkes ona hayretle bakıyordu. Mevlamız Emir’ül Müminin de başinı kaldırıp adamın yüzüne bakmadı. Gelen adam şöyle söze başladı : Sizin en kahramanınız kimdir,
Cesareti müşteba, fazileti ilim ve cemal ile sargılı olan, kerametlerle vasıflandırılan, Kabe-i Muazzama’da doğan hanginiz? Ebu Talib’in oğlu, Muhammed’in halifesi ki, kendi zamanında onu koruyarak onun şanını yükseltip gücünü arttıran, hanginiz 2 Amru’yu öldüren?
O zaman Emir’ül Müminin: Ey Ebu Said Fadıl’ın oğlu, Eş’as’ın oğlu, Samirri’nin oğlu benim. ıstediğini sor? Melhuf olan kimselerin kinzi (sığınağı) benim. Marufla vasfedilen benim. Kâf ve Kuran’il Mecid benim. Nebe’ül Azim benim, Sırat’ul Müstakim benim. Alim benim. Hakim benim, hafiz benim, rafi benim. Faziletimle bütün kitaplar konuştu ve benim ilmime akıl sahipleri tanıklık ederler. Ben Resulullah’ın kardeşi ve kızının kocasıyım.
O zaman Arap dedi ki : Rumuzlarınla ve isimlerinle değil.
Hz. Ali : Ey Arap kardeş, O yaptıklarından sorulmaz. Onlar hesaba çekilirler.
Arap şöyle dedi: Senin ölüyü diriltebileceğini, dirileri de öldürebileceğini, bir kimseyi zengin ve yoksul yapabileceğini ve her türlü müşkülatı çözebileceğini haber aldık. Ey kavminin genci, bunlar doğru mudur?
Hz. Ali : Ey Arap, maksadın nedir, sor. O zaman Arap dedi ki:
Ben sana altmış bin nüfuslu Akime kabilesi tarafından elçiyim. Benimle bir ölü gönderdiler. Bundan bir müddet evvel öldürüldü. Öldürülme sebebinde büyük bir ihtilaf oldu. Bu yüzden öldürüleni sana getirdik. şu anda mescidin kapısı önündedir. Eğer onu diriltirsen senin necip asıllı sadık olduğuna inanırız. Senin Allahın yeryüzündeki hucceti olduğundan haber ettiler. Yok eğer diriltemezsen onu kavmine geri götüreceğiz buna gücün yetmediğine kanaat edeceğiz ve gücün olmadığı şeylere nefsinden konuşuyorsun. O zaman Hz.Ali Meysem’e : Ey Meysem, kalk da Kufe sokaklarında,
Kim ki, Muhammed’in damadı ve kardeşi olan Ali’ye Allahın kendisine verdiği fazilet ve ilmi görmek isterse yarın Necef’e buyursun.
Meysem döndüğü zaman Emir'ül Müminin ona Arabiyi evine konut etmesini ve emreder. Meysem dedi ki : Arabiyi ve ölüyü.... aldım. Menzilime götürdüm ve ailem ona gereken hizmeti karşiladılar.
Bir sonraki gün Emir'ül Müminin Sabah namazını kıldıktan sonra onunla gittim, Küfede iyi kötü hiçkimse kalmadı herkes Necef’e geldi.
Bunun üzerine Kufeliler toplandılar. Hz. Ali Arabiye ve bir kısım ahaliye cenazeyi devenin üzerinden indirmelerini söyledi. Cenazeyi indirdiklerinde üstündeki örtüyü çıkarttılar. Hz. Ali sordu : Kaç günden beri ölmüş?
- Kırk bir gün oldu ey Ali.dediler.
- Peki niçin bu adamı kestiler?
- Bilmiyoruz. Gece sağ salim yattı. Sabahleyin ise kulaktan kulağa kesilmiş vaziyette görüldü, dediler.
Hz. Ali, Araba ve gelen heyete : Bunu kesen kayınbabasıdır. Çünkü kızının üzerine bir daha evlendi. Kızına bakmaz oldu. ışte bundan hiddetlenen kayınbabası gece yatarken kesti. Arap ve gelen heyet : ya Emir’ül Müminin, biz senin söylemene razı olsak bile kabile razı olmaz. Bunu dirit de kabileye gitsin kendisi anlatsın. Yoksa kabile tamamen ayaklanmış, kılıçları çekip birbirine düşecektir. O zaman Hz. Ali, Hz. Muhammed’ül Mustafa (saa)’ya birçok salavatlar getirip ölünün ayağını salladı ve : Kalk dedi, ey Hanzileh oğlu Mudrik, seni dirilten Ali’dir. Gülam derhal dirilip oturur ve : Buyurun, ey çürümüş ve dağılmış kemikleri dirilten. Hz. Ali ona : Seni kim öldürdü? Diye sordu. Adam: Beni öldüren kayınbabamdır. ısmi de Haris’tir, babası da Remat’tır. Hz. Ali yine sordu. : Kabileye akrabalarının yanına gider misin?...
Adam: “Hayır, gitmem ey Müminlerin Emiri, çünkü kayınbabamın beni tekrar kesmesinden korkarım. Sen de olmazsan beni kim tekrar diriltecek?. O zaman Hz. Ali Araba ve onunla gelen heyete : “Gidin kabileye, gördüğünüz ve işittiğiniz gibi bu durumu anlatın. Gülam benim yanımdan ayrılmıyor. Gelen heyet derhal geri gittiler. Dirilen zat da Hz. Ali’nin yanında Küfe’de kaldı. Nihayet Sıffin Savaşinda Muaviye askerleri tarafından şehit edildi.
avatar
candost32

Mesaj Sayısı : 296
Yaş : 32
Nerden : KERBELA'DAN,MADIMAK'TAN
Reputation : 0
Points : 656
Kayıt tarihi : 05/01/09

http://korkulerlicanlar.yetkinforum.com/

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön

- Similar topics

 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz