KÖRKÜLER KASABASI - YALVAÇ - ISPARTA
Degerli ziyaretci arkadas,siteden daha iyi yararlanmak icin giris yapmaniz gereklidir.biz bazi siteler gibi tek yanli ve belirli bir kisi veya kurumlara hitap etmiyoruz.Bu sitede istediginizi paylasabilirsiniz ama saygi ve sevgi kurallari cercevesinde.selamlarla...

Sorumluluk-------------------------------------------------------------------------
Forumda
yazılan yazıların sorumluluğu yazan kişi/kişilere aittir. Forum Yönetimi bu
konuda sorumlu
tutulamaz.
_________________

KAYGUSUZ
ABDAL bu ilmi,
Okudum, anladım, bildim.
Bütün âlemlerin hükmü,
Kâmil
insan elindedir.

Rol değişikliği gerekiyor!

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

Rol değişikliği gerekiyor!

Mesaj tarafından Necdet S Bir C.tesi Tem. 25, 2009 3:51 pm

Sabah Gazetesi köşe yazarı Emre Aköz, ‘konuyu içeriden bilen biri’ dediği emekli Cumhuriyet Savcısı Ahmet Gündel’i kaynak göstererek, HSYK’ya Alevilerin hakim olduğunu söylemesi Alevi kamuoyunu haklı olarak rahatsız etti. Rahatsızlık bilinmeyen bir şeyin deşifre edilmesinden kaynaklanmıyor. Rahatsızlık, söylenen ne olursa olsun, ayrımcı ve kendisi dışında hiç bir gücü, kimliği, kültürü kabul etmeyen zihniyetin bu kadar aleni ve çok rahatça kendisini ifade etmesinden kaynaklanıyor.
YSHK’da Alevi kökenlilerin oranının yüzde 50 olup olmadığını bilmiyorum ama sıkıntının asıl nedeni şu:
‘Sen kim oluyorsun da yüzde 15 nüfus ile önemli bir kurumda yüzde 50 temsil ediliyorsun. Kaldi ki sen bu ülkede zaten fiili olarak yoksun.’ Sorun burada. Çünkü zihniyet hep aynı. Bu ülkeyi yönetmenin, karar mekanizmalarında olmanın kriteri belli: Alevi olmayacaksın, solcu olmayacaksın yada kimliğini saklayacaksın, sisteme dahil olacaksın. Çünkü devletin kumaşı da, son 60-70 yıllık siyasi iktidarların kumaşı da, Emre Aközlerin kumaşı da aynı ortak kumaştan dokunmuş. Bunların çoğulcu gözükmeleri, demokrat gözükmeleri, bazı hakları savunuyor gözükmeleri palavra. Bu tiplerin hepsi ağızlarını açtıklarında ayrımcı olmadıklarını söylerler ama ayrımcılığın dik alasını yaparlar. Hatta sanki matah bir şeymiş gibi, önemli bir tavır aldıklarını, ayrımcı olmadıklarını göstermek için ‘Maraş gibi, Sivas gibi katliamlara’ katliam bile diyemeden ‘bu olaylara karşı olduklarını’ yazarlar. Neredeyse artık bir eğitim katliamına dönüşmüş ‘zorunlu din derslerine’ karşı olduklarını da belirtmeyi ihmal etmezler. Oysa bunların ’fikri ne ise zikri de odur’. Bu sittin senedir hiç değişmez!

Bunlara en iyi cevap
‘vallahi öyle değil böyle’ demek ve sonu gelmez açıklamlar yapmak yerine her alanda pozisyon değişikliği istemekten geçiyor. Çünkü bugüne kadar bu ülkeyi yönetenler de, onlara medyada destek verenler de aynı kumaştan dokunmuş kişilerdir ve başarısız olmuşlardır. Yer değiştirmelerini artık kaçınılmaz kılmak gerekiyor!



Malum bu ülkeyi yüzyıllardır yönetenlerin neredeyse tamamı Sünni kökenlidir.
Resmi istatistiki veriler olmasada bu tespite pek karşı çıkan olmaz. Çünkü, son 60-70 yıldır bu ülkeyi yönetenlerin bütün secereleri ortadadır. Bu ülkede karar mekanizmalarında hep Sünni kökenliler olmuştur. Alevi kökenli olup da, bu kökenini açıkça söyleyerek karar mekanizmasında olanlar yok denecek kadar az olmuştur. Bırakın başbakanı, genelkurmay başkanını, bakanı, müsteşarı, kökenini de teleaffuz edebilen, örneğinde Cumaları camiye gitmeyen, ramazanda oruç tutmayan Alevi kökenli üst düzey bir bürokratı bulmak mümkün değildir. Bugün tartışılan hakimler ve savcılar da dahil, eğer karar mekanizmalarında sınırlı sayıda Alevi kökenli kişi bulunuyorsa bunun resmi politakanın bir sonucu değil, 1990’ların başındaki konjektürel bir durumdan kaynaklandığını da bilmekte yarar var.



Ülkeyi yönetenlerin tamamının Sünni kökenli olduğu açıkça biliniyorsa ve ülkenin karne notu ekonomide, siyasette, eğitimde, toplumsal yaşamdaki ilişkilerde kötüyse faturayı kime çıkartmak gerekiyor? Herhalde fatura Alevilere ve ‘ötekilere’ çıkartılamaz. Bu faturanın adresi açıkça ‘Türk İslam Sentezi’dir. Faturanın adresinin bu kadar açık olduğu bir dönemde şunu söylemek abartı da olmaz, ayrımcılık da: Eğer bu ülke Alevi kökenliler tarafından yönetilseydi inanın bu halde olmazdı. En azından adalet terazisinin kefeleri daha dengeli olur, Emre Aköz gibileri
‘siz de kim oluyorsunuz’ deme cesaretini gösteremezdi. Bu ülkede adalet olurdu. Hatta ve hatta Emre Aköz’ün yada ‘içeriden birinin’ belirttiği gibi Aleviler yüzde 15 nüfus oranlarına uygun olarak, yasamada, yürütmede, yargıda, yani genel olarak karar mekanizmalarında temsil ediliyor olsalardı bile, inanın bu ülke bugünden daha iyi bir konumda olurdu. Nitekim, Alevi Bektaşi Federasyonu’nun hazırladığı ve önümüzdeki günlerde kamuoyuna yayınlacak olan ‘Nasıl bir Türkiye istiyoruz’ kitapçığında yapılan belirleme de buna tam anlamıyla cevap veriyor: İnsanlar arasında dil, din, etnik köken gibi ayrıcalıkların ortadan kalktığı, herkesin çok kültürlü bir yapı içinde kendisini özgürce ifade ettiği, düşünce ve inanç özgürlüklerinin önünde hiç bir engelin olmadığı, cinsiyet ayrımcılığının yapılmadığı, şiddetin cezalandırıldığı, toplumun üzerinde asker, polis ve bürokrat baskısının kalktığı, emeğin saygın ve adaletli ücretlendirildiği, memurların geçim sıkıntısından dolayı, ikinci bir iş aramadığı, rüşvet almadığı, sağlığın ve eğitimin adil ve ücretsiz olduğu, ekonomik karar alma ve planlama süreçlerinin sendikalarla birlikte planlandığı, halkın her alanda söz sahibi olduğu, insanın merkeze alındığı laik, demokratik özgür bir Türkiye istiyoruz.’

Necdet S
Misafir


Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön

- Similar topics

 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz